Yaşlı bir bey, sabah erken evinden çıkmış, yolda ilerlerken, bir bisikletlinin kendisine çarpması ile yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış. Sokaktan geçenler yaşlı beyi hemen en yakın sağlık birimine ulaştırmışlar.
Hemşireler, adamcağızın yarasına pansuman yapmışlar, ama 'biraz beklemesini ve röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini' söylemişler. Yaşlı bey huzursuzlanmış, 'acelesi olduğunu ve röntgen çektirmek için beklemek istemediğini' söylemiş.
Hemşireler merakla acelesinin sebebini sormuş. Adamcağız da 'karım huzur evinde kalıyor her sabah onunla kahvaltı etmeye giderim,geç kalmak istemiyorum' demiş. 'Karınızın, siz gecikince merak edeceğini düşünüyorsunuz herhalde' demiş hemşire. Adam üzgün bir ifade ile 'ne yazık ki karım Alzheimer hastası ve benim kim olduğumu bilmiyor' demiş. Hemşireler hayretle 'madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden hergün onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz' demişler.
Adam buruk bir sesle 'ama ben onun kim olduğunu biliyorum' ....
Karşılıksız sevmek….Evet karşılıksız sevmek sevginin en güzeli olsa gerek insan vatanını karşılıksız sever (boğaziçini) sevmek vatandan bir şey beklemeden sevilir..
Sevmek, insanın en değerli duygusudur. Yaşamın temel taşı ve belirleyicisidir. Denizi, güneşi, mehtabı, beslediğimiz hayvanı sevmekten mutluluk duyarız. Ancak konu insanı sevmeye gelince, dengeler bozulur.
Mehtabı severiz çünkü ondan bir beklentimiz yoktur. Mehtapsız geceler bizi hayal kırıklığına uğratmaz. Onun varlığı bizim için yeterlidir, mehtap da bizi sevsin diye beklemeyiz. Konu ne zaman bir insanı sevmeye gelse, beklentilerimiz de başlar. Sevgimize karşı sevgi isteriz. Birini sevdiğimiz zaman, kendimizden de hoşnut oluruz çünkü iyi bir davranış içindeyizdir. Bununla birlikte, karşımızdaki kişi bizi sevsin diye, tavrımızı değiştirmeye, gereğinden fazla taviz vermeye başladığımızda; sevdiğimiz kişinin bize bir şekilde borçlandığını düşünürüz. Sevgimiz karşılıksız kaldığında, kalbimizin ortasına büyük bir acı çöker.
Sevgisiz insanlar, başkaları üzerinde güç uygularlar. Vermekten, paylaşmaktan kaçınırlar. Parçalamak, dağıtmak, yok etmek eğilimindedirler. Böylece daha üstün ve daha iyi olduklarını hissederler. Bu durum zamanla oluşur. Yaşadığımız acı dolu deneyimler, yavaş yavaş ruhumuzu ele geçirir. Bu yoldan çıkmak, kendimizi mutlu etmek için yapmamız gereken şey, değişmektir.
Karşımızdakileri değiştirme çabası içine girmeden, olduğu gibi sevmeye başladığımızda, sevmek yeteneğini kazanırız. Beklentileriniz ne kadar yüksek olursa, sevgisizliğe de o kadar yakın durursunuz. Beklediğini bulamayan sevgi, ruhsal rahatsızlıkları ve mutsuzluğu getirir. Gerçek sevgiyle tanıştığınızda; gerçek mutlulukla, özgürlükle, ruhun sonsuz dinginliğiyle ve dünyanın size sunduğu mucizelerle karşılaşırsınız. Karşılıksız sevin! Sevdikçe çoğalacaksınız….